Sunday, July 15, 2007

İşkembeli karışık dolma


Bilinen iki işkembe yemeğimiz, tabii ki çorbasıyla nohutlusu.
Çok ama çok gerilere gidip, evimizden işkembe kokusu çıkan günleri yakalamaya çalışıyorum. Ya bir ya iki..., veya sanki yok gibi.

Bir alt kata insem, Ulviye Hanım Teyze’nin kapısını çalsam ya?
Oooo, sarmısağı sirkesi bile katılmış çorbanın kokusu öyle buram buram burnumda ki, misss. Zaten yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi Robert Kolej’de coğrafya öğretmeni Ziya Bey Amca (Akant) ve eşi Ulviye Hanım Teyze ile.

Annem Selma sevmezdi işkembe işini. O vaktin zamanında, sakatatçıdan işkembe alıp eve gelmekle, çorbayı sofraya çıkarmak arasında iki üç gün geçerdi. İşkembe içleri iyice temizlenirdi önce, nedenini sormayın artık; sonra da içli dışlı kazınır elde ince ve sivri bir bıçakla. Yanlış hatırlamıyorum değil mi, çamaşır suyuna yatırılıp bekletilir veya çamaşır sodalı suya? Sonra gerçekten leğende çamaşır yıkayan kadınlar gibi evire yoğura çevire yıkanır. Tuzlanır, unlanır yine bekletilir. Bir daha yıkanır ve bu durumda ancak haşlanma faslı için hazırlanmış olur. Pişmesi de sabah koyup ocağa ancak akşam kaldırmaca. Havagazı İdaresi vardı ben çocukken ocaklara enerji veren. Havagazı İdaresini zengin ederdin yani ayda iki üç işkembe yemeği pişirecek olsan.

İşkembe dolması var, kibbeh, Güneydoğu’nun Süryani yemeklerinden. İri işkembe parçalarının içine et bulgur pirinç soğan filan doldurup ağzını büzerek diktikleri, biraz terzilik de gerektiren bu yemek, şimdi Allah var, lezzette tavan yapar. Yemişliğim tarih oldu ama aklımdan hiç çıkmadı. Benim yaptığım işkembeli karışık dolma.

Salam gibi silindir ambalajlı hazır işkembe çorbası, 300 gram.
Bir kocaman soğan, 4 - 5 diş sarmısak.
Aklınıza gelen taze / kuru yeşillikler.
Kullandıklarım hepsi taze olmak üzere maydanoz, tarhun, kekik, fesleğen ve biberiye.
Soğan, sarmısak ve yeşillikler bızzzztlanarak işkembe ile birlikte orta ateşte yarı yarıya pişmiş hale getiriliyor. Bir fincan pirinç ve iki kaşık kuş üzümü katılarak, su koymadan, sıkça çevirerek dolma içi hazırlanacak. Bir avuç çam fıstığını teflonda rengi dönene kadar kavrulup malzemeye ilave edilecek. Taze çekilmiş taze karabiber ve bir tutam şekerle daha daha lezzetlendirdiğimiz iç malzemenin biraz soğumasını beklenecek.
Bu arada bir kabak, bir patlıcan, iki domates ve dört iri mantar dolmalık oyulacak.

Oyulmuş sebzeleri tencereye dizdim, içlerini doldurdum. Bir kırmızı çarlistonu parçalayarak gereken yerlerde kapak olarak kullandım. Aralarına yine biraz otlardan ve sarmısak dişleri yerleştirdim. Hepsi bu. Mantarların boyunu aşmayacak kadar su, keyfinizce sızma ve bir limon suyu ilave edin, pişsin artık.
Sonuç mu? Mükemmel.
Oya Kayacan

Monday, June 18, 2007

Kabaklı Havuçlu Salata



KABAK TADI...
Geçen hafta Sevgili Devletşah, çok güzel bir projeyi bizlere tekrar hatırlattı. # Kabak-Ye etkinliğinden beri devam eden "Kabak Tadı" projesi... Kabak Tadı projesi ile "Finduk Zamanı" gibi bir kitap çıkarılıp, geliri ile ihtiyacı olan bir okula yardımda bulunulacak.
(Yazı ile ilgili tüm detaylar ve linkler Devletşah'tan alınmıştır.)
Bende yazıyı okur okumaz, çorbada birazcık tuzum olsun istedim ve yazın hem yemek, hemde çay sofralarına sıklıkla yaptığım, kabak sevmeyenlerin bile çok severek yediği bir salata ile katılmak istedim.

Malzemeler

  • 2 Adet (İri) Kabak
  • 2 Adet (Orta Boy) Havuç
  • 4 Yemek Kaşığı Yoğurt
  • 2 Yemek Kaşığı Mayonez
  • 1 Çay Bardağı (Doğranmış) Dereotu
  • 2 Diş sarımsak
  • 1 Çay Bardağı (İri Çekilmiş) Ceviz

Yapılışı

  • Kabakları ve havuçları rendeleyip, 1 çay bardağı su ve 1/2 çay bardağı sıvı yağ ile yumuşayıncaya kadar pişirin. Eğer kabaklar su bırakırsa 1 yemek kaşığı un ekleyin hemen toparlıyor.
  • Bir kaba kabak ve havuç dışındaki malzemeleri koyup, çırpma teli ile iyice karıştırın.
  • Ilınmış olan kabak ve havucu ekleyip biraz daha karıştırın.
Not : “Her hakkı bloglararası Kabak Tadı projesine aittir. Bu yazı ile ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır."

Muge


Wednesday, June 13, 2007

Kabak Rulo

Sebze ruloları yapmayı seviyorum. İster meze niyetine, ister salata niyetine kabul edin sebzeleri bu şekilde değerlendirmek sofrada şık oluyor. Önce ıspanakla denemiştim. "Havuç da olabilir" dedim. Sonra aklıma kabak geldi. Kabağın da güzel olabileceğini düşündüm. Şimdi de başka sebzeler geliyor aklıma. Kısmet olursa kışın onları da denemek istiyorum.

Kabak için haziran ayını bekledim. Mevsiminde kullanmayı tercih ediyorum sebzeleri. Kabağın havuca göre daha sulu olduğunu düşünerek malzemede biraz değişiklik yaptım. Kullandığım ölçüler şöyle:

-1/2 kg kabak, çekirdekli kısım çıkarılmış, rendelenmiş
-1 kuru soğan
-2 diş sarımsak
-2 tepeleme çorba kaşığı un
-3 yumurta, ak ve sarılar ayrılmış
-Tuz, karabiber, kırmızı biber, biraz dereotu
-Zeytinyağ

İç Malzeme:
-150 gr. süzme yoğurt
-150 gr. krem peynir
-3-4 diş sarımsak(ezilmiş)
-5-6 tane taze soğan( ince kıyılmış)
-Az tuz, dereotu,
-Bir çay bardağı kıyılmış ceviz

Yapılışı:
-Zeytinyağda soğan ve sarımsak kavurulur. Rendelenmiş kabaklar eklenir kuvvetli ateşte su
bırakmasına izin verilmeden kavurmaya devam edilir. Un eklenir. Biraz daha karıştırılıp
ocaktan alınır.Tuz, biber ve dereotu ilave edilir. Ilınınca yumurta sarıları eklenir. Bir fiske tuzla aklar kar haline getirilir. 2-3 seferde kabaklara karıştırılır.
-Yağlı kağıt yerleştirip yağladığımız fırın tepsisine yayılır. Kenarlardan biraz boşluk kalmalı yalnız. Kalınlık bu şekilde iyi oluyor.
-180 derece ısıtılan fırında 10 dk. kadar tutulur.
-Ilınınca, üzerine karıştırılan iç malzeme yayılır.
-Kısa kenarından rulo yapılır.
-Buz dolabında 2-3 saat bekletildikten sonra dilimlenerek servis yapılır.


Afiyet olsun!....

Munevver Sen


Her hakkı bloglararası Kabak Tadı projesine aittir. Bu yazı ile ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır.

Sunday, June 10, 2007

Kabak Cicegi Dolmasi



İçindekiler (10-12 adet dolma için):

. 1 paket kabak çiçeği (içinden 10-12 adet çıkıyor)
. 1 adet kuru soğan
. 1 küçük kabak
. 10 çorba kaşığı pirinç (her çiçek için 1 çorba kaşığı)
. 2 çorba kaşığı zeytinyağı
. 1 çorba kaşığı kuş üzümü
. 10-12 dal taze nane
. 5-6 sap dereotu
. 1 adet kesme şeker
. 1 çay kaşığı tarçın
. ½ çay kaşığı yenibahar
. tuz
. süslemek için limon dilimleri


Yapılışı:

Kabak çiçeklerini tek tek içi soğuk su dolu bir kaba ters tutarak batırın ve sallayarak yıkayın. Çok narin oldukları için hemen zedelenebilirler. Telin üzerinde kurumaya bırakın.

Dolma içi hazırlamak için, soğanı küçük küpler halinde doğrayın ve zeytinyağında şeffaflaşana kadar kavurun:Şeker ekleyin.
Yine çok küçük küpler halinde doğradığınız kabakları da ekleyerek biraz daha pişirin.
Pirinçleri, incecik kıydığınız dereotu ve naneyi, kuşüzümünü,tuz ve baharatları da ilave edip karıştırın.
Üzerini azıcık geçecek kadar kaynar su ekleyin ve kapağını kapatıp pişmeye bırakın. Suyunu çekince altını kapatıp soğumaya bırakın.
Suları süzülmüş kabak çiçeklerini avucunuzda tutarak tepesinden yavaşça yapraklarını aralayın. Bir çay kaşığı yardımıyla içlerini yavaşça doldurun. Çiçeklerin uç kısımlarını birbirinin üzerine kapatın.
Dolmaları küçük bir tencereye yerleştirin. Üzerine bir iki kaşık zeytinyağı ve ½ su bardağı su ilave ederek ağzı kapalı pişmeye bırakın. 15 dakika sonra kontrol edin. (çiçeklerin sapları yumuşamışsa pişmiş demektir.)
Limon dilimleri ile süsleyerek servis yapın.

Not: "Bu deli , bu mevsimde kabak çiçeklerini nereden buldu" diye düşüneceksiniz biliyorum, Real de paketler halinde satılıyor. Ertüst Tarım ürünü :)
Ayrıca, bu dolmayı kanımca "çok değerli " kılan, doldurma aşamasını her iki elim de dolu olduğu için fotoğraflayamadım özür dilerim..

Ipek

“Her hakkı bloglararası Kabak Tadı projesine aittir. Bu yazı ile ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır.”

Thursday, May 3, 2007

BALKABAKLI CHEESECAKE (PEYKEK)


Balkabaklı peykek... Sanırım pek fazla kişi denememiştir. Peykek yapmayı da yemeyi de çok seviyoruz ben ve aşçı yamağı, tabi aşçı yamağının katkısı yemek kısmında oluyor daha çok:) Balkabağı ile peykeki bir arada düşünen kaç kişi oldu bilmiyorum ama ben bir süredir nasıl yapmalıyım diye düşünüyordum. Klasik cheesecake tarifimde ayarlamalar yapmayı düşünürken yabancı sitelerde daha önce denenmiş tarifleri gördüm ve bunlardan birini denemeye karar verdim. Sonuç muhteşemdi, kesinlikle denemenizi öneririm. Gerçi balkabağı bulmak biraz zor olabilir ama hala pazarlarda balkabağı var ve benim gibi siz de biraz fazla alıp, püre yaparak, sonraki kullanımlar için dondurabilirsiniz.
Balkabaklı peykek de kabaklı kiş gibi geçen haftasonu deneyimlerinden ve bu tarif de kadak tadı için uygulandı. Tarifin aslı Joy of Baking'den ama ben orjinal tarife ölçü konusunda uymadım. Vereceğim ölçülerle 6 adet küçük kalp peykek oldu siz aynı ölçüyü 18 cm'lik bir kelepçeli kalıp için uygulayabilirsiniz. Tarif şöyle;

Malzemeler:

-1 paket yulaflı bisküvi
-1,5 yemek kaşığı tereyağ
-400 gr krem peynir
-125 gr esmer şeker (yarım su bardağı kadar)
-2 iri yumurta
-2 tatlı kaşığı mısır nişastası (ben ekledim)
-50 gr krema (ben ekledim)
-1 su bardağı balkabağı püresi
-yarım çay kaşığı tarçın
-yarım çay kaşığı zencefil
-Çok az muskat rendesi
-Çok az tuz
-1-2 adet dövülmüş karanfil
-1 çay kaşığı vanilya aroması (kullanmayabilirsiniz)
Üstü için:
-100 gr krema
-2 tatlı kaşığı pudra şekeri
-Yarım çay kaşığı vanilya
-Kırmızı ve sarı gıda boyası veya turuncu gıda boyası

Yapılışı:

Öncelikle peykekin tabanını hazırlıyoruz. Yulaflı bisküvilerimizi mutfak robotundan geçirip, eritilmiş tereyağ ile karıştırıyoruz ve çok az zencefil, tarçın ve muskat rendesi ekliyoruz. (Orjinal tarifte zencefilli kurabiye de kullanılmıştı taban için, ben onun yerine bisküvi karışımına çok az zencefil, tarçın ve muskat rendesi ekledim) Taban harcımızı, çok iyi yağladığımız kalıbımıza, eşit yükseklikte olacak şekilde elimizle veya bir bardak tabanı ile bastırarak yerleştiriyoruz ve peynirli karışımı hazırlayana kadar buzdolabında bekletiyoruz. (Ben kalp şeklindeki muffin kalıbı kullandım ve bu kalıp kelepçeli olmadığı için alt kısımlarına yağlı kağıt yerleştidim ve kenarlarını iyice yağladım, böylece peykekleri kalıptan çıkarmak sorun olmadı)
Ayrı bir kapta krem peyniri, şekeri ve nişastayı krema kıvamına gelene kadar çırpıyoruz. Zencefil, tarçın, muskat rendesi ve tuzumuzu ekliyoruz, sonra birer birer yumurtalarımızı karışıma ekliyoruz (ilkini ekleyip karıştırıp, ikinciyi ekliyoruz) ve bu sırada karışımı çok fazla çırpmıyoruz. (Fazla çırpmak pişerken kekin üzerinde çatlamalara neden olabiliyor) Son olarak krema, vanilya ve balkabağı püremizi ekleyip, bir spatula ile karıştırıyoruz ve tabanımızın üzerine döküyoruz. Önceden ısıttığımız 170 derece fırında 30 dakika pişiriyoruz ve sonra fırın ısısını 90 dereceye düşürüp, 20 dakika daha pişiriyoruz. Pişirme sırasında fırın içine ısıya dayanıklı bir kapla su koyarak fırının nemli kalmasını ve peykeklerimizin çatlamadan pişmesini sağlıyoruz. Bu arada krema, vanilya ve pudra şekerini çırpıp pişen kekimizin üzerini kaplıyoruz. (Ben daha sonra kırmızı ve sarı gıda boyalarını karıştırıp, turuncu renk elde ederek, kremalı karışımın bir kısmına ekledim ve kürdan yardımıyla üst süslemelerini yaptım.) Üstünü kapladığımız peykekimizi 7-8 dakika daha üst kreması yerleşene kadar fırınlıyoruz ve fırından çıkarıyoruz, ızgara telinde soğutuyoruz. Peykekimiz oda ısısına gelince buzdolabına koyup, servisten önce 1 gece üstü kapalı şekilde dinlendiriyoruz. Afiyet olsun...

Neslihan Kaya

KABAKLI DEREOTLU KİŞ


Geçen haftasonu kiş deneyimlerimi arttırmak ve kabak tadı projesi için yeni tarifler hazırlamak içi mutfaktaydım. Daha önce blogda yayınladığım kabaklı tariflerimi(tahinli balkabağı ve balkabaklı tart ) göndermiştim ve projede yeralmıştı. Börek yapmak için aldığım, ama böreği başka bir tarifle yapmam nedeniyle buzdolabında beklemede kalmış 3 adet kabak ve mis gibi kokan 1 demet dereotu bu lezzetli kişi yapmamı sağladı. Kiş piştikten sonra dışardan gelen aşçı yamağı sıcak sıcak yeme imkanı buldu ve yorumu "nefis" oldu. Tarif şöyle;

Malzemeler:

-100 gr tereyağ
-Yarım çay kaşığı tuz
-4 yemek kaşığı soğuk su
-250 gr un
-3 adet kabak
-Yarım demet dereotu(Azaltabilirsiniz)
-Az muskat rendesi, karabiber, tuz
-100 gr beyaz peynir
-1 adet yumurta
-50 gr krema
-50 gr kaşar rendesi

Yapılışı:

Öncelikle kiş hamurumuzu hazırlıyoruz. Küçük parçalara kestiğimiz soğuk tereyağımızı, soğuk suyumuzu, unumuzu ve tuzumuzu hızlı bir şekilde yoğuruyoruz. Hamur önce parça parça olacak sonra toparlanacak. Hızlı yoğurmamızın sebebi hamurun kıtırlığını kaybetmesini önlemek. Hamurumuzu unladığımız tezgahta merdane ile pişirme kabımızın ölçüsünden biraz daha büyük olarak açıp, kabımıza yerleştiriyoruz ve iç malzememiz hazır olana kadar buzdolabında bekletiyoruz. Ayrı bir kapta 2,5 kabağı rendeliyoruz, dereotlarımızı doğruyoruz, yumurtayı, beyaz peyniri (çok ufak olamayan parçalara bölünmüş), kremayı karıştırıyoruz. Muskat rendesi, karabiber ve tuzunu da ekleyip, kiş hamurunun üzerine döküp, önceden ısıttığımız 170 derede fırında 30 dakika pişiriyoruz. Fırından alıp, üzerine kalan yarım kabağı dilimleyip yerleştiriyoruz ve en üste kaşar rendemizi serpiştirip 10 dakika daha fırınlıyoruz. Ilındıktan sonra fırın kabından çıkarıp, dilimleyerek servis yapıyoruz. Kalan kişi tekrar servis yaparken mikrodalga veya normal fırında ısıtabiliriz. Afiyet olsun...
Neslihan Kaya

Thursday, April 26, 2007

Kıymalı Kabak



Kabaklı yemeklere bir iki yıldır sıcak bakan biri olarak, artık severek yediğim kıymalı kabak yemeğini tarif etmek istedim. Bu yemeği yaparken kabakları küçük küçük doğramayı tercih ediyorum. Kabağın erimeye yatkın olmasını göz önüne alarak pişme süresine dikkat etmeniz gerekir.

1 kilo kabak

200 gram kıyma

3-4 kaşık sıvı yağ (kıymanın yağ oranına göre)

1 kuru soğan

1 tatlı kaşığı domates salçası

1 tatlı kaşığı biber salçası

1 tatlı kaşığı tuz

Sıvı yağda önce yemeklik doğradığınız soğanı, daha sonra kıymayı suyunu tamamen çekene kadar kavurun. Küçük küp şeklinde doğradığınız kabakları ilave edin. Kısık ateşte ve kapağı kapalı olarak 5- 10 dakika kadar demleyin.

Salçaları ilave edip karıştırın. Tuz ve bir çay bardağı kadar su ekleyip kısık ateşte pişirin.

Yoğurt ve pul biber ilave ederek, sıcak olarak servis yapın.

OK

Emine Tak

Her hakkı bloglararası Kabak Tadı projesine aittir. Bu yazı ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır

Kabaklı Pay


200 gram katı tereyağı

2 kaşık buzlu su

1 kaşık sirke

200 gram un

2 kabak

3 domates

3 yumurta

200 ml. krema veya 100 ml. süt

Tuz

Tereyağını bir kaç parçaya bölerek buzlu su, sirke, tuz ve un ile robotta yoğurun. Hamuru iki streç film arasında merdane ile incelterek, tart kalıbınızdan biraz daha büyük çapa ulaştığında kenarlarını tart kalıbının çemberi ile düzeltin. Kalıba, kenarları kalıptan 1,5 santim yüksek kalacak şekilde yerleştirin. Ortasını bir kaç yerden çatalla delin.

Kabakları soyup ince yuvarlaklar olarak kesin. Domatesleri 4 parçaya bölüp dilimleyin. Hamurun üzerine kabak ve domates dilimlerini göze hoş gelecek şekilde yerleştirin. 180 dereceye ısıtılmış fırında hamur hafif kızarıp, kabaklar yumuşayana kadar pişirin.

Krema veya sütü yumurtalarla çırparak pişen payınızın üzerine dökün.

Bir süre daha, sos pişip kızarana kadar bekleyip fırından alın.

OK

Emine Tak

Her hakkı bloglararası Kabak Tadı projesine aittir. Bu yazı ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır

Wednesday, April 18, 2007

Yayla Kabagi Dolmasi


Malzemeler :

  • 17 adet yayla kabağı
  • 2.5 su bardağı pirinç
  • 1 su bardağı zeytinyağı
  • 1 çorba kaşığı salça
  • 2 adet domates
  • 2 adet soğan
  • 1/3 demet maydanoz
  • 1/3 demet nane
  • 1/3 demet dereotu
  • 1 tatlı kaşığı kuru reyhan
  • Tuz

Yapılışı :

  1. Kabakların üst kısmındaki şapkalarını tekrar kullanılmak üzere kesin. Kabakları ve şapkaları alacalı soyup içini çay kaşığı yardımıyla oyup yıkayın.
  2. İç malzemesi için, yıkanmış pirinci bir kaba alın. Zeytinyağını, salçayı, rendelenmiş domatesi, küçük doğranmış soğanı, ince kıyılmış maydanoz, nane ve dereotunu, reyhanı ve tuzu ekleyip karıştırın. Kabakların üzerinde birazcık boşluk kalacak şekilde iç harçtan doldurun. Üzerine domates dilimi yerleştirip şapkaları üzerlerine oturtun. Tencereye aralıksız dizin. Ayrı bir kapta karıştırdığınız 1 çorba kaşığı salça ve kaynar suyu kabakların yarısına gelecek şekilde suyu tencereye koyun.
  3. Kısık ateşte kabaklar yumuşayıncaya kadar pişirin.
  4. Afiyet bal şeker olsun.
Nazife Yildirim


Her hakkı bloglararası Kabak Tadı projesine aittir. Bu yazı ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır


Balkabakli Kremali Tatli

Bazı yemekler ve tatlılar oluyor ki içinde kullanılan ana malzemenin kalitesi/cinsi o yemeğin başarısını birebir etkiliyor. Bunların en önemlilerinden biri de balkabağı tatlısı bence. Binbir emekle yapıp da kabağın lezzeti sevilmediğinden elde kalan kabak tatlınızı farklı bir sunumla değerlendirmek için bu tarif birebir.

Malzemeleri:

Kabak Tatlısı (miktarı arzuya göre veya elde kalan miktara göre değişir, ben ezilmiş hali 3 bardak kadar gelen kabak tatlımı kullandım)

1 su bardağı iri dövülmüş ceviz
1 çay kaşığı tarçın
1 paket petit beurre bisküvi

Kreması için:
· Yarım litre süt
· 1 tepeleme yemek kaşığı un
· 1 yumurta sarısı
· yarım su bardağı toz şeker
· 1 limon kabuğu rendesi
· 1 paket vanilya

üzerine; hindistan cevizi.

Yapılışı:

Öncelikle kabak tatlısını çatalla ezerek püre haline getiriyoruz. İçine tarçını ve cevizi ekleyip karıştırıyoruz. Dörtköşe borcam bir kabın tabanına bir sıra bisküvi diziyoruz. Onun üzerine kabak püresinin tamamını yayıp tekrar üzerini bir sıra bisküviyle örtüyoruz.
Diğer tarafta bir tencereye unu, şekeri, yumurta sarısını, limon kabuğu rendesini ve sütün yarısı döküp, bu malzemeleri ateşe koymadan topak kalmayıncaya kadar bir çırpıcıyla karıştırıyoruz. Daha sonra da sütün kalanını ekleyip hepsini karıştırıyoruz. Tencereyi ocağın üzerine alıp kısık ateşte, sürekli karıştırarak pişirmeye başlıyoruz. Karışım koyulaşıp kaynamaya başlayınca 3-4 dakika süreyle kaynamaya bırakıyoruz. Daha sonra kremamızı ateşten alıp içine 1 paket vanilyayı ekliyoruz. Kremayı karıştırarak ılımasını sağladıktan sonra bisküvilerin üzerine yayıyoruz. Tatlının üzerini bolca hindistanceviziyle süsleyip buzdolabında 3-4 saat beklettikten sonra servis ediyoruz (buzdolabında bir gün bekleyince daha güzel oluyor).

Kristalkelebek (Aslı)

http://kristalkelebek.blogspot.com/

Her hakkı bloglararası "Kabak Tadı" projesine aittir. Bu yazıyla ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır.

Tuesday, April 17, 2007

Tahinli Kabak Tatlısı

Tahinli kabak tatlısı, bildiğimiz kabaktan pişirme yöntemi ve tadı nedeniyle biraz farklı. Kabakları önce fırınladım sonra pişirdim, böylece dış kısmı hafifçe sert içi yumuşak oldu. Tarçın, ceviz ve tahin, kabakla birleşince ortaya lezzetli bir tatlı çıktı.

1 kilo balkabağı
3/4 bardak esmer şeker
1 tatlı kaşığı tarçın
ceviz
tahin

Doğranmış olarak aldığımız kabaklarımızı biraz daha küçültüp, yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine yerleştiriyoruz. Üst üste gelmeleri sorun yaratmayacaktır. Üzerlerine tarçınımızı serpip, önceden ısıttığımız 180 derece fırında 30 dakika, kabaklar hafif yumuşayana kadar pişiriyoruz. Pişen kabaklarımızı biraz soğutup dış kısımlarının sertleşmesini sağladıktan sonra, tencereye yerleştirip şekerini ekleyerek pişmeye bırakıyoruz. Arada karıştırmak şekerin yanmasını önleyecektir. Kabaklarımız istediğimiz yumuşaklığa gelince altını kapatıyoruz ve geniş bir tabağa alıp soğutuyoruz. Servis tabağımıza yerleştirdiğimiz kabak dilimlerini arzu ettiğimiz miktarda ceviz ve tahinle süslüyoruz.

Tahin severlerdenseniz bu farklı tadı mutlaka beğeneceksiniz.

OK

Neslihan Kaya

Her hakkı bloglararası Kabak Tadı projesine aittir. Bu yazı ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır."

Balkabaklı Tart



Balkabağı bitmeden denemeniz gereken bir tat... Gerçekten çok lezizdi, vereceğim ölçülerle 20cm'lik büyük ve 3 küçük tart kalıbını kullandım. Tarif şöyle;
Malzemeler:
125 gr tereyağı
1 yumurta sarısı
50 gr pudra şekeri
150 gr un
150 gr ince çekilmiş ceviz
1 yumurta
250 ml vanilyalı dondurma (oda ısısında)
100 ml krema
150 gr esmer şeker
1/4 çay kaşığı zencefil
1/4 çay kaşığı müskat
1 tatlı kaşığı tarçın
250 gr balkabağı püresi
Yapılışı:
Öncelikle hamurumuzu, yumurta sarısı, tereyağ, pudra şekeri, çekilmiş ceviz ve unla yoğurarak, buzadolabında 1 gece dinlendiriyoruz. Hamur yoğurma aşamasında zor toparlanırsa 1-2 yemek kaşığı süt koyabilirsiniz, hamurun kıtırlığını engellemeyecektir. Dinlenmiş olan hamurumuzu tart kalıplarına yerleştiriyoruz. Ayrı bir kapta balkabağı, esmer şeker, yumurta, tarçın, zencefil, muskat, dondurma ve kremayı mikserle karıştırarak, pürüzsüz bir hale getiriyoruz ve tart kalıplarımıza döküyoruz. ceviz ile süslediğimiz tartlarımız 180 derecede ısıttığımız fırında 30 dakika, karışım katılaşana kadar pişiriyoruz. (Cevizler de bu konuda yol gösterici olacaktır, renkleri koyulaşmışsa pişmiş demektir) Vanilyalı dondurmayla oldukça iyi bir ikili oluyor. Afiyet olsun...


Neslihan Kaya

Her hakkı bloglararası Kabak Tadı projesine aittir. Bu yazı ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır
.


Benim de fantezilerim olamaz mı?

20/08/2002, Açık Radyo'da yayınlanmıştır

Manav asmış onları. Sundurmasından sallamış, yere dayanmışlar. Hafifçe de eğrilmiş o güzelim endamları boylu boyuna yerleşebilmek için asıldıkları yere. Nasıl da sevinçlere garkoluyor pattada pattada pat, pata pattada pat atan yüreğim. Kalakalıyorum manava karşı. Yoksa gizli fantezim miydi bu benim? Çözülüyor muyum şimdi ufak ufak, hem de psikolog falan yardımı almadan?

Ah ben bunları görür de almaz mıyım?

Telefonuma iki çıt çıt yapıyorum. “Anneeee, uzun zamandır ilk defa rastlıyorum, yapması halâ aklında mı?” “Al eve git, ara beni.” Annem müspet.

“Dikkat et kardeşim, zedelemeden indir. Şööle uzat şuraya bakiim. Çiçeğine dikkat çiçeğine, seneye yavru da alırız kısmetse ondan. Hor tutacaksan çekil kenara, ver şunları bana. (Manavla kısa bir itişme sahnesi, tekrar ben konuşuyorum. Bu sahnede adamın hiç bir şey dediği yok zaten.) Hah şöyle, yavaşça uzat. Bütün bütün götüreceğim tabii, önce seyirlik bunlar. Sonrası kısmet. Eeee gelin bile ata binince, ‘ya kısmet’ demiş mi dememiş mi? Peki gelin ne demişse demiş, sen kaç para diyorsun bunlara? (Bu aşamada manav fiyat belirtiyor.) Yok yaaa, para ile değilmiş yani! Tam Balık Pazarı kazığı bu attığın ama helal olsun…” ...diye söylene söylene iki kardeşin ikisini de bağrıma basmaz mıyım?

İstiklal boyunca, Sıraselviler’de otoparka kadar onlarla omuz omuza, kucak kucağa yürümez miyim? Pür itina arka koltuğa verevinden yatırıp, kalan kısımlarını da ön camdan dışarı taşırmaz mıyım?

Zor olan bizim mahalleyi aşmak

Yollarda soru işareti şeklinde bakanlar, hayrola hanım ifadeli gözler falan nafile. Taksim dönüşlerimin keyfi arabalıda da çaycıdan başka kimsenin gözüne değmiyorum. Elimde, arabam içinde her daim bulunan bir sıkışmış trafik sendromumu aşma kitabı. Bu sefer Stefanos Yerasimos’un Sultan Sofraları. (YK Yayınları) *

Yanımdaki ahşap evin çocukları yine cam demirlerinin içinde oturuyor. Daha n’aber çocuklar dememe kalmadan, annelerini çağırıp elimdekileri gösteriyorlar. Kıkır kıkır.“Ne var, sinema mı oynuyor?” diyemiyorum, komşudur kırılmasınlar aman.

Uzun zamandır dul olan karşı ahşap evin Kayhan hanım, o gün selamı sabahı kısa kesiyor. Bütün gün oturduğu cam kenarından çekiliveriyor acelesi varmış gibi. Kıskanç n’olucak. Kapıcı İsmail’in gözleri yerinden oynamış vaziyette, “N’etcen onları abla?” “Daha bilmiyorum,” diyorum. “Birazdan anneme sorar sana da söylerim!” Daha da salak bakınca bindiriyorum. “Sana ne be adam, ben senin elinde karpuz görünce n’etcen onu diye soruyor muyum?”

Selma diyor ki…

Oh be kavuştum evime. Yani sebze taşımak bile zorlaştı memlekette. Millet baktı ki aklı olanlara ermiyor, erdiği kadarına kullanmaya başladı. O da böylesi sonuçları doğuruyor haliyle.
Şimdi yaslanın şöyle arkanıza ve bu olağanüstü 'annem Selma diyor ki' tarifini okuyun. Bir de çıktı alıp buzdolabınızın üzerine mıknatıslarsanız iyi olur. Biliyorum, eve vasıl olması fevkalade meşakkatli olmasına rağmen, asmakabağını arayıp bulacak ve de bu reçeli kaynatacaksınız.

Selma diyor ki: asmakabakları makul boylarda kes. Kabuklarını ayıkla, kabak oyacağı ile çekirdekli kısmını dolma kabağı gibi oy. Soyma ve oyma işleminden sonra kullanacağın kabağı tart çünkü kiloya kilo şeker (ne kadar kabak o kadar şeker) kullanacaksın. Robotun dilen rendesinden (yoksa geniş dişli rendesi de olabilir) geçir.

Tencereni büyük tut. İçine bir kilo şekere üç su bardağı su koy ve ateşin üzerinde şeker eriyene kadar karıştır. Dilinmiş kabakları tencereye boşalt. Kaynama sırasında köpükleri delikli kaşıkla süzerek çıkar. Bol keseden dolmalık fıstığı teflon tavada kavur. Her kiloya irice bir parça diye düşünerek sakızı (damla sakız) döv ve beklet. Adetindir malzemeyi bol koyarsın ama sakızın fazlası acılık verir, haberin olsun. Kaynayan kabaklar kıvama gelince dövülmüş sakız ve fıstıkları ekle. Bir iki limonun suyunu ilave et, kestir. Kaynamanın göz göz olma noktasını bekle. O noktada reçel kaşıktan şıpır şıpır değil, pıtır pıtır düşecektir.

Sabahı dar ettim tabii. Geceyi mutfağın en mutena setinde geçiren asmakabaklar, sabah olunca kendilerini yukarıdaki tarife göre işlem görmek üzere bana teslim ettiler.

Yani annem tarif etti, ben yaptım falan diye söylüyorum zannetmeyin. Bu gerçekten olağanüstü bir lezzet. Semt pazarı memt pazarı dolaşın. Bu süre içinde sizin de bir kabak fanteziniz olsun.
Şimdi bu reçelden konu komşuya dağıtmak zorundayım. Yoksa sorarlar adama, “Elinde ikişer metreden iki kabak, eve deprem güçlendirmesi olarak kazık mı çaktın,” diye.

Jack'o'lantern

Asmakabağını reçel edince, yine Franca geldi aklıma. Roma’da komşum olan Franca. Onunla da balkabağı fantezilerimiz olurdu. En korkunç jack-o-lantern’ı kim oyacak? Sonra da bizi terketmiş sevgililerimizin suratlarına benzetmek üzere başlardık kabakları bıçaklamaya! (Pisi pisi kopatım, vallah yaparım şarkısı o zamanlar yoktu ne yazık. Dolayısıyla uymasa da Tom Dooley’i söylerdik!)

Malûm 31 Ekim, Halloween’e hazırlanıyoruz. O gece, yıl içinde ölmüş olan bütün günahkarların ruhu dünyaya yayılacak ve bizi taciz edecek! İçine girecek yeni bedenler arıyorlar ya. Biz de bedenimizi kolay kolay elin ruhuna teslim etmeye razı değiliz tabii. İyi kızlar olarak yapmamız gerekeni yapıyor, kocaman bal kabağının dibinden bir şapka kesip önce içini boşaltıyoruz. Sonra da oyabileceğimiz en korkunç ‘O’ yüzü oyuyoruz kabağa. İçine bir mum da yaktık mı, ruh kılığında kapıyı çalan fanilerden gayri hiç bir ruhla alışverişimiz olmuyor artık, rahatız.

Buraya kadar tamam da, kabuğun içinden yonta yonta canımızla beraber çıkardığımız o canım kabağa ne olacak peki? Ben o haşmetli balkabaklarının içinden çıkanları kendi adetimce kabak püresi yapardım.

Oyulan kabakları tencereye doldurup üzerine şeker örterek sabaha kadar bırakıyorum. Sabah, saldığı su ile pişmeye alıyorum. Yumuşamaya yüz tutunca püre yapıp limon ve portakal kabuğu rendesi, çekebileceği kadar portakal suyu ve bir çubuk tarçın ilave ediyorum. Sulu kalmasın. Kapatın altını.

Yerken fıstık ceviz filan da ister tabii. Hatta misafir yüzlü olması için üzerine taze kaymak ve bol şamfıstığı ile fevkalade olur, parmaklarınızı da yersiniz.

Franca ise etlisini yapardı. Önce yadırgadım. Tarifini veriyorum, siz ister yadırgayın ister eli kulağında olan yeni mahsul kabaklardan pişirip bir güzel mideye indirin. Tarifi domuz eti ile. Kuzu ile de neden olmasın?

Etleri kızgın zeytinyağında kavur ve tavadan çıkar. Aynı tavada iri doğranmış bol soğanı pembeleştir ve keyfe keder kadar sarmısak dişi ekle. Domates parçacıkları ve domates suyu, biraz da su kat. Etleri de içine al, pişmeye bırak. Yumuşayan etlere, iri küp doğranmış balkabakları kat. Tuz, karabiber faslından sonra kabaklar biraz yumuşayıncaya kadar, gerektiğinde sıcak su ilave ederek ağzı sıkıca kapalı kaynasın.

Bu arada fırını iyice kızdır. Yemeği tepsiye boşaltıp krema ve taze biberiye dalları ilave et. Narlansın. Oturup yersiniz artık herhalde.

* Allah Allah… Asmakabaklarla ben daha eve bile varmadan kucağıma bir tarif de bu kitaptan düşmez mi? Sayfa 110 ‘kabak keşkülü’ veya 'terkib-i kâşkül-i kabak'. Tarifin sonunda acâyib ola diyor.

Altıyüz gram koyun budu kuşbaşı yağda kavrulacak. İki soğan ve bir demet maydanoz ilave edilip pişecek. Et pişince soğanlar dışarı, 500 gram soyulup dilimlenmiş asma kabak ve 400 gram haşlanıp hafif ezilmiş nohut içeri. Tuz, karabiber, zencefil ve öğütülmüş karanfil ilave ediliyor. Kabağın pişmesine yakın 50 gram cezeriye eklenip, biraz bile kaynaya, ateşten alınıyor. Sonra da dinlendirilecekmiş.

Sweet’n’sour diyoruz hani. İşte Osmanlı’dan bir uygulama.

Saturday, April 14, 2007

Niğde usulü döşlü kabak

Benden küçük bir katkı... Aslı babaannemin olan bu tarif yıllar boyunca neredeyse unutulmuştu. Geçen sene emekli olup Niğde'ye taşınınca inat ettim ve beş kişinin belleğini birleştirerek tarifi yeniden oluşturup uyguladım. Sonrasında defalarca pişirilmiştir!

Et kabağı* pek çok yörede var sanıyorum. 40-50 santim uzunluğunda, 10-12 santim çapında kalın kabuklu bir kabak çeşidi. Bulunamazsa veya mevsimi değilse, tohuma kalkmış yemeklik kabaktan da yapılabilir bu yemek. Sırrı üzüm suyundadır. Üzüm suyu, sebzeleri sertleştirirken eti yumuşatır ve pişme sürelerini eşitler.

Bir et kabağı için ikibuçuk kilo kemikli et, birer kilo beyaz soğan ve domates, yarım kilo biber ve üç kilo üzümün suyu kullanılır.

Uzun ve sert kıvamlı et kabakları akşamdan soyularak iri kuşbaşı parçalanır, tuzlu suya koyularak bir gece bekletilir. Koyun döş eti (kaburga veya omurga da olabilir) avuç içi büyüklüğünde ve kemikli olarak parçalanarak hazırlanır.

Büyük ve varsa çok muteber olacak bakır bir tencerenin dibine önce asma filizlerinden ızgara yapılır. Bunun iki işlevi var. Yaklaşık üç saat pişme sürecinde etler tencerenin dibine yapışmaz ve taze filizlerin hafif ekşimsi nefis lezzeti yemeğimize geçer. Sonra bir sıra et, bir sıra piyazlık doğranmış soğan-domates-biber, bir sıra kabak dizilir. Malzeme miktarına göre bu sıralama ile tüm malzemeler tencereye yerleştirilir.

En üste bir sıra doğranmış domates koyulduktan sonra üzüm suyu ile çok kısık ateşte pişirilecek. Alacalı üzüm suyu (koruktan olgunlaşmaya döndüğü zaman) tercih edilir. Üzüm suyunu kevgirden salkım salkım üzümleri ezip geçirerek elde ediyorum. Olgun üzüm kullanılacaksa yarım limon suyu eklenmesini tavsiye ederim.

Tuz en son eklenecek.

Farkıdaysanız hiç yağ kullanılmadı.

OK

Pınar Kırmızıoğlu

* Editör'ün notu: İstanbul'da asma kabağı olarak bilinir.

Kabakgillerden asmakabağı, olgunlaştıkça değişik biçimler alır." A. Püsküllüoğlu, Türkçe Sözlük, YKY


Her hakkı bloglararası "Kabak Tadı" projesine aittir. Yazımla ilgili herhangi bir maddi talebim olmayacaktır.

Friday, April 13, 2007

Balkabaklı Kek

Malzeme:

3 yumurta
1 buçuk bardak şeker
2 çay bardağı sıvıyağ
1 paket kabartma tozu
1 bardak dövülmüş ceviz
2 bardak balkabağı rendesi
1 portakal kabuğu rendesi ve suyu
1 limon kabuğu rendesi, 1 kaşık suyu
3 bardak un

Şeker ve yumurtayı iyice çırpın. Un ve kabartma tozu hariç tüm malzemeleri ekleyip tekrar kısa bir süre çırptıktan sonra, un ve kabartma tozunu da eleyerek içine karıştırın.
Tereyağı ile yağlanmış kek kalıbınızı unlayıp karışımı içine boşaltın ve önceden ısıtılmış 175° derece fırında yaklaşık 50-60 dakika pişirin.


Her hakkı bloglararası "Kabak Tadı" projesine aittir. Bu yazıyla ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır.

OK

Elcin'in Mutfagi

Thursday, April 12, 2007

Balkabağı Yufkada


Bu işler ille de tarifle olacak diye bir şey yok. "Ne var ne yok?" sorusunu evlerimizin belli noktalarına sorduğumuzda, gelecek yanıtları toplamakla da olur. Belli noktalar buzdolaplarımız, erzak dolaplarımız, varsa kilerlerimiz, bahçelerimiz veya balkonlarımızdır.

Huyum böyle mesela, derin dondurucuya girebileceğini aklımın kestiği her neyse ya biraz fazlaca yapmak, ya da artan yemeklerimi ileri bir tarihte yararlanmak üzere saklamak. Balkabağı da böyle bir şey. Yapılan tatlıdan bir kaç parçayı ezer, püre yapar atarım derin dondurucuya mutlaka. Yaz da var kış da....

Hazırımda duran balkabağı püresinin faydasını sütlü tatlı ve dondurma servislerimde çok görmüşümdür. Sanki çok düşünülmüş de bulunmuş gibi bir ikramım da tatlı yerine geçecek olan balkabağı püreli yufka böreğim.

Yarım ay katladığım yufkaya yayarım püreyi, yuvarlak kenarından düz kenara doğru yuvarlayarak sarar, tepsiye yerleştiririm sonra. Üstüne rendelenmiş tuzsuz tereyağı koyulur veya koyulmaz, size kalmış. Börek gibi kızartılır fırında, börek gibi kabarır. Esmer şeker serperek beş dakika kadar fırınladınız mı iş bitmiştir.


Sonra da dövülmüş cevize bular, bahçenizde ya da benim gibi saksılarda yetiştirdiğiniz tazecik nane yapraklarıyla süsler de ılık ılık yerseniz eğer...



Merak etmeyin, kolayına kaçmış diyemez kimse. Öyle ya, bir zamanlar kabağı almış, geceden şekere yatırmış, sabahına kendi suyunda pişirmiştik. İçine aklımızın estirdiği baharatlardan koymuş, limonla kestirmiş, bilahare püresini yapmıştık. Böreğini de sardık işte. Pişirdik, kurtardık.

Ne iş, ne iş..

Oya Kayacan

Sunday, April 8, 2007

Ayvalı kabak tatlısı


İkisi de kış tatlılarının en güzelleri olarak gelirler sofraya ama ayrı ayrı. İkisinin lezzeti de zirve yapar tabaktan ağıza, oradan da mideye giden yolda. Birleştiklerinde ne olabilirin cevabı ise burada.

Bir ayva ve aynı ağırlıkta balkabağı veya ağırlıkları eşit daha fazla miktarlarda ayva ve balkabağı rendelenecek. Kahverengi şekerle iyice harmanlanacak. Şeker miktarı tamamen ağzımızın tadına göre ayarlanacak. Öyle ya tatlıyı benim gibi kararında sevenler veya çok tatlı olunca bayılanlar var. Karanfil ve taze zencefil rendesiyle veya herkesin keyfine göre baharatlanacak.
Folyo ile sıkıca örtülmüş fırın kabında 160 derecede 60 dakika kadar pişecek. Sonra biraz daha şeker serperek üstü açık olarak 20 dakika daha fırında kalacak. Sıcakken üzerine bal gezdirip, soğuyunca iri dövülmüş şamfıstıkla servis yapılacak.

Kim demiş buna kaymak yakışmaz diye.
Koyarsanız çok yakışacak.

Oya Kayacan

Monday, April 2, 2007

Kabak Çiçeği Dolmaları

Akşamdan yapmalı hazırlığı akşamdan, sabaha zaman kalmayacak çünkü... Sıcak mı yemek istiyoruz soğuk mu ona karar vermeli önce, ya da yapıverelim her ikisini de.

Yarım kilo kıymaya kocaman bir baş soğan rendelemeli, içine yarım çay bardağı ince bulguru katıvermeli çiğden. Bir demete yakın maydonozu ince ince çintmeli, seversek yanına dereotu da eklemeli. Şimdi içine kararınca nane, kararınca karabiber ve tuz koyup, bir iki avuç da ılık suyla yoğurmalı. Ağzını kapatıp koymalı buzdolabına.

İki kocabaş soğanı rendeleyip sızmayla oturtmalı ocağa, kavrulunca yıkanıp süzülmüş bir kase pirinç eklemeli. Ben domatesli severim, onun için 2 orta boy domatesi rendeleyip pirinç ve soğana boca etmeli. Sıra geldi baharata. Naneyi koyalım. Elimizi ölçülü tutalım acıtmasın dolmamızı. Yenibahar, tarçın, ıslatıp ayıklanıp süzülmüş kuş üzümü, çam fıstığı, tuz ve şeker...

Tadına bakalım aman çok tatlı olmasın. Huzur içinde yatsın anneannemin kemikleri sızlamasın, anacığımın yüzü kara çıkmasın... Şimdi eklemeli 1.5 kase suyu, pişirmeli dolma içini. Biber dolması gibi olmasın. Neredeyse tam pişmiş olsun ki yarın çabucak insin ocaktan.

Dolma içlerini hallettik içimiz rahat, şimdi erken yatmalı, gün ağarırken kalkmalı. Rüyada açan sarı çiçeklerin çıtırtısı... Horozlar mı ötüyor? Fırlayalım yataktan. Koşalım sebze bahçesine. Domateslerin, patlıcanların yanından geçip kabaklara ulaşalım. Narin çiçekleri özene bezene toplayıp sepetimize atalım. Açmamışlara dokunmadan, sabahı kocaman gözleriyle selamlayanlardan olsun topladıklarımız.

Eve gelince elimizi çabuk tutalım. Çiçekler kapanmadan hızla içlerini doldurup yaprakları birbiri üzerine katlayalım. Tencereye yerleştirirken şeffaf yapraklardan görünen içlerini seyredelim keyifle. Zeytinyağlının üzerine bir çay bardağı ılık su, bir çay bardağı sızma gezdirip bir tabakla kapatalım ki oynamasınlar yerinden. Tencerenin ağzını kapatıp kısık ateşte kaynayana kadar bekleyelim. Kısacık tıkırdadıktan sonra ocaktan alalım ve hemen kapağını açıp tabağı çıkaralım içinden. Servis tabağına alıp üzeri açık soğumaya bırakalım sabah rüzgarı ile camın önünde.

Kıymalı olanı öğle yemeğinden hemen önce pişirelim. Yine sızma ile ama içinde bulgur olduğu için bu sefer bir bardak su ile. Yine kısacık zamanda iki tıkırdatarak ve üzerine illa ki bir tabak kapatarak. Yanında sarmısaklı ya da sade yoğurt, üzerine gezdirilen yağda kızarmış kırmızı biber. İsteyene sumak.

Zeytinyağlı dolmalar akşama rakı mezesi olacak.

Her hakkı bloglararası "Kabak Tadı" projesine aittir. Bu yazıyla ilgili hiçibir maddi talebim olmayacaktır.

OK

Çiğdem Sönmez

Sunday, April 1, 2007

Ispanaklı kabak dolması

Yine dayanamadım onları görünce. Hani o avuç içi gibi top top olanlar. Kabak adları bende bu kitapla birlikte daha belirginleşmeye başladı başlamasına da, bu toplara ne denir bilebilmiş değilim henüz. Bildiğim, onları gördüğüm yerde yüzümü bir gülümseme alması, elleme hallerimi engelleyememem ve de hemen dört beş tane aynı çaptasını seçip alıvermem.

Onların dolapta beni beklediklerini bilmeye bayılıyorum.

İşte beş tane onlardan. İçlerini yine kedimlerin kaşığı ile oydum. O kaşık yuvarlak oyucu bir cankurtaran ama kim nerden nasıl bulabilir malûmum değil. Daha bebecikti Kimsecik o kaşık bizim eve promosyon olarak girdiğinde. Mama kutularının kenarındaki kanalların içini sıyırmaya yarayan, bir yanı tırtıllı kedi kaşığı yani benim yuvarlak oyucum.

Bızzzzzt aletinin içinde 3 kuru kayısı, bir avuç ceviz ve bir iri soğanı iki üç harekette paraladım hafifçe. Dibini sızmayla kapladığım tencerede biraz tuzla döndürdüm. Yıkanıp kaynar suda şişirilmiş bir avuç bulgur, üzerinde 150 gram yazan bir kutu bebek ıspanak, bir avuç sultani üzüm, birer tutam müskatla tarçın ve iki karanfille birlikte tekrar döndürdüm sonra. Çok kısık ateşte, 5-6 kaşık suyla bırakıp, ıspanağın da suyunu salıp çekmesini bekledim.

Şimdi, eğer becerebilirseniz çok dozunda dibini tutturun. Karamelli bir durum olur ve de böyle meyve katkılı lezzetlere ayrı bir lezzet katar. Yok beceremezseniz vazgeçin, yanık kokusu da hiç hoş olmaz çünkü.

Tencerenin dibine maydanoz dereotu yatağı, dolmaların tepesine de ikiye bölünmüş mini domates şapkaları yaptım. Tencereye tekrar sızma, yanmayacak kadar su, karabiber çekme, az daha tuz ve orta ateşte kabaklar yumuşayıncaya kadar pişecekler.

Pişince meyve lezzeti veren ıspanaklı kabak dolması olacaklar.

Şimdi yiyorum da, beğeniyorum yaptığımı.

Bu kabak topları nelere kadir...

Oya Kayacan

Saturday, March 31, 2007

Sakız Kabağı Çorbası


2 sakız kabağı
1 kaşık un
1 bardak süt
2 kaşık tereyağı veya aynı miktar sıvı yağ
Tuz, su
dereotu

Yağ ile unu kavurun. Rendelenmiş kabakları ilave ederek biraz pişirin. Pürüzsüz püre haline getirin. Bir yandan karıştırarak sütü ilave edin. Çorba çok koyu olursa süt miktarını artırabilir veya su ilave edebilirsiniz. Tuz ve üzerine dereotu ilavesiyle muhteşem oluyor.

OK


Nenoni

Her hakkı bloglararası "Kabak Tadı" projesine aittir. Bu yazıyla ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır.

Kremalı Kabak Çorbası

4-5 yeşil kabak

1 adet orta boy soğan

4 diş sarmısak

2 kaşık sıvıyağ

5 bardak su

1 paket krema

tuz

Kabakları temizleyip, ince halkalar halinde doğrayarak hazırlayın. Soğanları yemeklik, sarmısakları da iri iri doğradıktan sonra sıvıyağda hafif soteleyin. Renkleri değişince kabakları ilave edip suyu katın. Kabaklar yumuşayıncaya kadar orta ateşte kaynatın.

Kabaklar yumuşadıktan sonra el çırpıcınızla veya mutfak robotuyla çorbanın pürüzsüz bir kıvam almasını sağlayın. Daha sonra kremayı ve tuzu ekleyerek bir taşım kaynatın. Dereotu ile süsleyip servis yapabilirsiniz.

OK


Muge Karahan

Her turlu hakki bloglararasi Kabak projesine aittir. Bu yaziyla ilgili herhangi bir maddi talebim olmayacaktir.

Balkabaklı Turta

yarım kilo balkabağı

1,2 bardak toz şeker

1 kase ceviz

Hamuru için;

2 yumurta (İçine bir yumurta ve bir tanesinin sadece beyazı, sarısı üzerine)

1 su bardağı toz şeker

1 paket kabartma tozu

200 gram tereyağı

alabildiği kadar un

Dilimlenmiş balkabaklarını toz şekerle ve su ilave etmeden kısık ateşte pişirin. Kabakların yumuşayarak pişme süresi yaklaşık 45-50 dakikayı buluyor.

Pişen kabakları çatalla ezerek püre haline getirin. İnce çekilmiş ceviz içini püreye katıp iyice harmanlayın.

Tart hamurunu, tüm malzemeleri bir araya getirerek kulak memesi kıvamında yoğurun. Yumruk kadar bir parça ayırıp, kalanı merdane ile tart kalıbı büyüklüğünde açın. Açtığınız hamuru iyice yağladığınız kalıba yerleştirin, kenarlarını yükseltin. Hamurun üzerine hazırladığınız balkabağı püresini eşit miktarda yayın.

Bir kenara ayırdığınız yumruk büyüklüğündeki hamuru un serptiğiniz tezgah üzerinde iki santim kalınlığında açın ve ince şeritler keserek turtanın üzerine kafes şeklinde dizin. Ayırdığınız yumurta sarısını bir fırça yardımı ile kafeslerin üzerine sürün.

Tartınızı, önceden 170 derecede ısıtılmış fırında yaklaşık 40 dakika, üzeri kızarana kadar pişirin.

OK

Muge Karahan

Butun haklari bloglarararsi Kabak projesine aittir. Bu yazimla ilgili herhangi bir maddi talebim olmayacaktir.

Cevizli Kabak Salatası

Image Hosted by ImageShack.us

1 kilo kabak

ince kıyılmış dereotu

arzu ettiğiniz kadar iri çekilmiş ceviz

1,5 kase süzme yoğurt

tuz

kabakları sotelemek için 1-2 kaşık sıvıyağ

1 silme çay kaşığı pudra şekeri

3-4 diş sarmısak

servis için 3 adet portakal ve dereotu

Rendelenmiş kabakların sıvıyağda, kısık ateş üzerinde suyunu salıp çekmesi gerekiyor. Soğuduktan sonra kalan suyunu da iyice süzün. Kabaklara ceviz ve dereotunu karıştırın. Tuz, dövülmüş sarmısak ve şeker ilave edilmiş süzme yoğurt ile tüm malzemeyi birbirine yedirin.

Portakalları halka halka kabukları ile dilimleyin. Her halkanın üzerine yoğurtlu kabak karışımından koyarak dereotu ile süsleyin.

OK

Muge Karahan

Her hakki bloglararasi Kabak projesine aittir. Bu yazi ile ilgili olarak bir maddi talebim olmayacaktir.

Kabakli Karisik Firin Sebze

Telefonda laklakladıklarım, lokanta meyhane dolaştıklarım, birlikte yola koyulabildiklerim, oturup konuşalım hele helelerine muhtaç olduklarım, anlatsa da öğrensem diye kapılarında telef olduğum dostluklar.., bir de ev sofralarına oturmaya bayıldığım dostların yeri vardır bende. Onlar tüm ortak özelliklere sahip ve de artı ağız tadını bilen sofra başı dostlarım olurlar. Gittim mi, geldiler mi sandalyelerimizi çeker otururuz sofra başına. Söz sohbet çekilir, ağızlara içmek bilinir, yemelere de doyulamazsa, bir daha kalkan kim?

Gürültülü sofralar değildir bunlar, nerde az orada keyif misalidir, karşıt olarak tam da nerde çokluk meseline...

Yine bu sofralardan birinde, yine keyifteydim işte; bol kabaklı, içinde türlü sebzeler olan bu lezzetle tanıştığımda.

Eve saldığı kokusu ayrı, sofradaki renkliliği bir başka, tadı doyumsuz bir zeytinyağlı türü.

Kullandığım miktarları hiç önemsemeden yapıyorum tabii ben. Ancak kafa hesaplarım birbirine kattığım malzemelerin birbirlerini yemesine müsaade etmiyor hiç bir zaman. Hiç bir lezzet ön plana atlayıp diğerlerine baskın çıkmıyor.

Diyelim ki hepsi orta boylarda 3 kabak, 3 patates, 2 patlıcan, 1 havuç, 1 sap pırasa, birer tane kırmızı ve yeşil çarliston, bol soğan, bol sarmısak koydum. Bunlardan pırasa ve biberleri boyuna olarak incecik doğradım. Havuçları iri rendeden, geri kalanları rendenin dilim tarafından geçirdim. Sarmısakları kıydım. Daha da lezzetlemek için biberiye dikencikleri, taze öğütülen karabiber, bir çimdik Urfa pulu, taze veya kuru kekik, fesleğen, tuz, e daha ne olsuun? Sızma olsun sızma, halisinden muhlisinden sızma tabii ki olsuuun.

Harmanlayın hepsini bir fırın kabının içinde. Pişme süresi hayli uzun. Önce folyo ile örtülüp sebzeler yumuşayana kadar kalıyor fırında, birbuçuk saat kadar 170 derecede. Sonra açık olarak kırk dakika daha, ki üstü kızarsın hafifçe, saldığı suyu çeksin. Daha az malzeme kullanarak yaptığınız daha ince bir sebze karışımının pişirme süresini azaltmanız gerekecektir tabii.

Soğuyunca işte size müthiş bir meze, rakıya da uygun şaraba da; çok lezzetli bir zeytinyağlı yemek veya. Sıcak veya ılık olarak et ve balık yanına çok yakışıyor, ne iyi etmişim de yapmışım, dedirtiyor insana.

Oturup da kalkamadığım sofralarımın yemeği oldu artık o da.

Oya Kayacan

Iki Dilim Bal Kabagi, Uc Ayri Lezzet

Kabak tatlısı deyince akan sularım durur. Nerde ve ne haldeysem umursamam, şöyle bir yalanırım. Paramla alabileceğim yerdeysem alır bakarım tadına. Yok değilsem yüzsüzlük eder isterim. Bizim kabak mevzuuna bu kadar derinden dalmamızda belki bu tutkunun da payı vardır. Seviyorum işte.

Mevsiminde buzdolabımda tatlı kabağı bulunur. Şart değil ille de, aldım getirdim pişirdim yedim zincirini tamamlamak. Dursun orada bir kaç gün, aklıma düşeni yaparım meselesi benimki.

Bugün mutfağımda olup bitenler de, bu akıla düşenlere dairdir.

İncecikten, cips gibi incecikten kesilmiş bir dilim tatlı kabak kızartılacak. Bir dilim kabak demek, bir ince karpuz dilimi kadar kabak demek oluyor, sonra da enine dilimleniyor. Ayçiçek yağı tercih ettim kızartmada ve de iyice kızdırdığım yağın içine önce bir parça kabuk tarçınla üç beş karanfil tanesi atmıştım. Bu güzel kokulu yağda kızardıktan sonra kağıt havlu üstünde yağı alınan incecik kabak dilimleri başlı başına bir nefaset. Yakıştırabildiğiniz her yemeğin yanında servis edebileceğiniz gibi bu haliyle de bayılarak yiyebilirsiniz.

Bir mandalina veya portakal suyunda üç dört kaşık kahverengi şekeri karamelliştirmeli şimdi. İçinde biraz da aynı meyvenin kabuğundan olmalı bu sosu hazırlarken ve de kızarmış balkabak dilimleri üzerine bu sosu gezdirmeli.

Nasıl oldu diye sormuyorum? Yemeye doyum olmuyor çünkü. Üstüne ceviz ve kaymak koymaya da varım tabii. Neden peki sadece haşlayıp durduk bugüne kadar tatlı kabaklarımızı kabak tatlısı yapmak için?

Kızarmışından bir tadın hele, sonra konuşalım. Karanfil taneciklerini de servis tabaklarına alıp yemeyi unutmayın lütfen.

Şimdi de incecik esmer ve lezzet yoğun bir ekmek dilimi üzerinde, kızarmış kabak dilimleriyle neler neler yapabileceğinizi bir düşünün. Ben daha düşünürken hayallerimi gerçekleştiriyordum bile.

İncecik dilimler halinde kızarttığım tatlı kabağımdan küçük tartöletler yaptım. Bilmece değil, çok kolay. Tuzsuz bir peynir çeşidi seçin, lor veya dil peyniri mesela. Ben ekmek dilimi üzerinde ince ince dil peyniri kullandım. Üzerine kabak dilimlerini yerleştirdim. Rakı bardağı ağzıyla yuvarlaklara kestim sonra ekmeği. Karamelli sosumuzdan birkaç damla üzerine, yarım cevizden de süs, aman aman bu ne dedirtecek hepinize. Ekmeği tazeyse taze değilse kızarmış olarak kullanabilirsiniz.

Üç çeşit çıkardım önünüze alelacele. Bakmadım ama yarım saat bile sürmedi.


Oya Kayacan

Tuesday, March 27, 2007

Niğde'nin etli et kabağı

Sevgili Oya ellerinize saglik,
Benden kücük bir katki....Defalarca pisirilmistir.Babannemin tarifi,yillarca unutulmustu.Gecen sene emekli olup Nigde'ye tasininca inat ettim ve 5 kisinin bellegini birlestirip tarifi olusturup uyguladim.Et kabagi pek cok yörede var saniyorum,40-50 cm uzunlugunda,10-12 cm capinda kalin kabuklu bir sey.Mevsimi degilse tohuma kalkmıs yemeklik kabaktan da yapilabilir bu yemek.Sir üzüm suyunda,sebzeleri sertlestirirken eti yumusatiyor ve pisme sürelerini esitliyor.
Sevgiler,kolay gelsin
Pinar Kirmizioglu
Etli et kabağı yemeği:Uzun ve sert kıvamlı et kabakları akşamdan soyulup 5cmX5cm ölçülerinde parçalanarak tuzlu suya koyulacak ve bir gece bekletilecek.
Koyun döş eti yine aynı ölçülerde parçalanarak hazırlanacak.
Büyük bir tencerenin dibine önce asma filizlerinden ızgara yapılacak.Sonra bir sıra et, bir sıra piyazlık doğranmış soğan-domates-biber, bir sıra kabak dizilecek. Malzeme miktarına göre bu sıralama ile tüm malzemeler tencereye yerleştirilecek.
En üste bir sıra doğranmış domates konulduktan sonra üzüm suyu ile çok kısık ateşte pişirilecek.Alacalı üzüm suyu (koruktan olgunlasmaya döndüğü zaman) tercih edilir.Olgun üzüm suyu kullanacaksanız arzu edilirse yarım limon suyu eklenebilir.
Tuz en son eklenecek.
Farkıdaysanız hiç yağ kullanılmadı:)
1 et kabagı için 2.5 kg et,1 kg beyaz soğan,1kg domates,yarım kg.biber,3 kg. üzümün suyu yeter

Gelin kabağı

Adını Gelin Kabağı diye ben taktım. Ailenin büyükleri sırasına girdiğimden beri, bizim gelin bizim damat gibi sözcükleri sıkça kullanıyorum. Gelin Kabağı da öylesine çıkıverdi ağzımdan o pazar günü. Kuzen Ahmet ve Gelin Semra girmişler mutfağa, müthiş bir dayanışma içinde onlarca çeşit çıkarmışlar ortaya. Biz de ailece oturup yemiştik. Sonradan, "Yaz gelin," dedim, "şu tarifi, koyalım Kabak Tadı'na. Ayıp olmasın ele güne karşı, kaçırırmış gibi bu lezzeti onlardan..."

1 kilo kabak
100 gram tuzsuz şamfıstık (iri öğütülmüş)
1 demet dereotu
1 demet maydonoz
yarım demet nane
3-4 diş sarmısak
riviera ve sızma
tuz, karabiber

Kabaklar soyulur, iri çekirdekler çıkarılır, parmak parmak kesilir. Kaynayan tuzlu suya atılır, hafif yumuşayınca çıkarılıp süzülür ve dinlenmeye bırakılır.
Tavaya riviera ile ince kıyılmış sarmısaklar koyulur, üzerine inceden doğranmış tüm otlar ilave edilir. Tuz ve biber eklenerek otların yumuşaması sağlanır. Ateşten aldıktan sonra fıstığın yarısı ilave edilir ve karıştırılır.

Servis tabağının altına hazırlanan sostan yerleştirilerek üzerine süzülmüş gerekiyorsa kurulanmış kabaklar dizilir. Tekrar sos tekrar kabak, malzemeler bitene kadar kat kat döşenir ve her kat arasına ilave fıstık serpilir. En üstte sos olmalıdır ve servisten önce en az 4 saat mutlaka dinlendirilmelidir.

Servis zamanı kalan fıstıklar en üste serpilip sızma zeytinyağ ile lezzetlendirilir.

Böyle buyurmuş Gelin Semra Cansever.

Parmaklarınızı yememek için özen göstermenizi rica ederim.

Oya Kayacan

OK

Balkabaklı, safranlı pilav


Bir oldu ki, işte ben pilav buna derim, desem...

Dünyanın en pahalı baharatı za’faran için yazılmış harika bir yazı okuyordum. Renk, tat ve koku avcılarının göz bebeği olan bitki. Renk, tat ve koku özelliklerini çiçeğinde barındıran tek bitki. Anayurdu Magrip’in (Fas) Atlas Dağları.

Hemen aklıma gelenler meşhur Fas kuskusundan çıkan baş döndürücü safran kokusu, buzdolabımda duran incecik bir dilim balkabağının safranla iyi dost olabileceği, bol bademli, tereyağlı pilavda devrim yapıp balkabak ve safranı da aynı tencerenin içine sokabileceğim ve son olarak da derhal kalkıp mutfağa gitmem gerektiği.

Pilav, benim ölçülerime göre bire birbuçuktan biraz fazla ile yapılıyor. Yani bir ölçü pirinci sıcak suyla ıslattıktan, iyice yıkayıp süzdükten sonra birbuçuk ölçüden azıcık fazla sıcak su ile pişiyor.

Rendelediğim balkabağı dilimini ne kadar tereyağı o kadar lezzet esasına göre
tereyağı içinde çeviriyorum. Yüksek ateşte ancak kavrulup kararmadan pişmesine dikkat ediyorum. Birer çay kaşığı safran, tuz ve şeker katarak mis gibi bir kokunun sardığı mutfakta keyiften çıldırırken bir yandan, diğer yandan da pirinci katarak çevirmeye devam ediyorum. Neler neler oluyor, tencereden çıtır çıtır, karnımdan gurul gurul sesler geliyor. Pirinç saydamlaşıyor, suyunu katıyorum ve göz göz olmasını beklerken bademlerimle uğraşmaya başlıyorum.

Bol badem, tuzsuz ve kabuksuz olsun, yine bir miktar tereyağı içinde iyice kızarsın. O arada pilav da olmuş olsun. Kızarmış bademleri yağıyla birlikte dökelim üzerine, taze karabiber çekelim azıcık, bir tutam daha tuz gezdirelim. Örtelim tencereyi şimdi tertemiz bir mutfak beziyle, kapağını da bastıralım sıkıca, demlensin.

Tel tel attırın sonra kaşığı alttan üste doğru havalandırarak.

Ben ne desem boş.

Monday, March 26, 2007

Kabak Tadı

Yeni kitabımız Kabak Tadı oluyor ya, çoktan karar vermiştik zaten. Bir iki belirleyici kural koyalım diyorum, düzeltmeleri daha kolay yapmam için yardımı olsun bana.

Bence en önemlisi, genellikle blog yazarlarının kullandığı çok özel anlatımlardan kurtulmak.

Dün yolda giderken komşunun kızını gördüm, kocasına pişirdiği ot yemeğini anlattı, eve gelince kendi kocama pişirdim, derken kayınvaldem geldi. Hep beraber sofraya oturup yedik, çok da beğendik... Size de afiyet şeker olsun, canım arkadaşımın elleri dert görmesin, filan olmasın ne olur.

Bunun yerine, her okuyucuyu ilgilendiren daha genel bir tanıtım kullanılsa daha hoş oluyor.

Atıyorum: Bizim köyün bir adeti vardır, kadınlar sabah erken kalkar ot toplarlar. Üzerine çiğ düşmüş otların özelliği..., kocalar ya bir tek atarlar bu nefis otların yanında, ya da yayık ayranı alır sofraların baş köşesini..., gibi

Şimdiye kadar yapmış olduğunuz kabaklı tarifleri, düzeltmek için uğraşmadan da gönderebilirsiniz. Ben fındıklı tariflere yaptığım gibi düzeltmeler yapmaya çalışırım yine. Emin olmadığım şeyleri de döner döner sorarım. Zinnur ve Burcu'nun denetimindeki http://www.kabaklitarifler.blogspot.com/ 'da, yazıların altında OK ibaresi varsa düzelttim demektir. İtirazlarınızı da yorumlarda yapabilirsiniz. Yanıtlar ve tekrar düzeltirim.

Her blogu her an dolaşıp kontrol etmek çok güç tabii. Eski ve yeni yazılarınızı lütfen mailto://burcu@cigirelektronik.com/ veya mailto://zinnur@doganata.us/ adreslerine haber verin.

Tariflerinizin altına, “Her hakkı bloglararası Kabak Tadı projesine aittir. Bu yazı ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır.”, yazmayı da ihmal etmeyin lütfen.

Görseller meselesine gelince, fındık kitabımız maalesef fotoğrafsız çıkıyor. Çok değişik fotoğraf kaliteleri ile karşılaştık. Kitabımızın değeri artacağına düştü sanki görsellerin ilavesiyle. Kabak Tadı’nda da başaramayacağız gibime geliyor. Zaten şimdiye kadar yapılmış edilmiş bir sürü tarifi de almayı düşündüğümüze göre, sil baştan hepsini yeniden yapıp fotoğraflayın diyemiyorum. Ancak, lütfen yine her tarifiniz bizim elimize görselli gelsin ve blogumuza öyle girsin. Bu bizim kanıtımız çünkü.

Ölçü konusu önemli, lütfen türkçe ölçüler olsun. Kaşık ve bardak, çorba kaşığı ve su bardağı demek oluyor. Yarım işaretlerini 1.5 olarak yazalım, 1 1/2 değil.

Süre koymayalım. Yol aldıkça karar verelim, yetti artık veya daha daha, demek için.

Şimdilik bunlar aklımdaydı. Unuttuklarımı hatırlatın lütfen.

Haydi bakalım kolay gelsin...

Ordu Çocuk Yuvası çocukları artık bizim de çocuklarımız...

Oya Kayacan

Saturday, March 24, 2007

... dolmasının böreği


Kabak veya her neyse, diyelim ki patlıcan veya havuç alırken hep küçüklerine gider elim. Babamdan kalma bir akıl. “Karta kaçmış, tohuma kaçmış,” tabirlerini çok kullanırdı babacığım Nuri, sebzede meyvede bile zarafet arardı. Bana da yapışmış işte. Dün kendimi, kendi kendime konuşur ve gülerken yakaladım kabak tezgahından hayatımda ilk defa iri yarı iki kabak seçerken.

... dolmasının böreğini yapmak için nedense kocaman kabaklar girmişti fikrime. Babamlı anılarıma ihanet pahasına.

“Salatalık kalem, ıspanak kuzu, lahana sıkı, patates çilsiz, domates sert, zeytin havyar, peynir kaymak ve sair vesaire olacak; oof baba offf, hep senin yüzünden şu iki dakikalık alışverişleri iki saatte yapamayışlarım!”

Günlerdir kafama resmini çizdiğim kabak dolması böreği için dediğim gibi enine boyuna iri iki kabak kullanılacak. İçini 200 gram kıyma, bir avuç kaynatılarak şişirilip soğutulmuş bulgur, bir küçük soğan, 5 diş sarmısak, maydanoz, tuz ve taze çekilen karabiber ile hazırladım.

Kabaklar iki uçtan, genişçe oyuluyor. Hazırlanan içle dolduruluyor. Burada işin dolma faslı bitmiştir. Şimdi gelelim börekleşmelerine.

İki yufka yufkacıdan özel alınır ve bu durumda tazecik ve yumuşacık olurlar. Market raflarında satılan her ahvalde aylarca dayanıklı yufkalarla yakın uzak akrabalıkları yoktur. Bir kabağa bir yufka kullanacağız, iki tane yumurtamız çırpılmış olarak bir kenarda duruyor olacak.

Tezgaha serilen yufkanın yarısı çırpılmış yumurtayla fırçalanacak, diğer yarısı fırçalanan tarafın üzerine örtülerek yarım daire yapılacak. Şimdi de yarım dairenin yarısı yumurtayla sıvazlanıp ikiye katlanacak. Elde var içine sigara böreği gibi kabak dolmasını saracağımız 90 derecelik dört kat yufka. Böyle giderse az sonra iki tane kocaman, yufkaya sigara böreği gibi sarılmış kabak dolmamız olacak. Dolma böreklerini folyo veya streç filmle sıkıca sararak buzdolabına kaldırın.

Yeneceği zaman çıkartın dolaptan, birer parmak eninde dilimlere kesin. Şiş çöpleri ile tutturun. Şiş çöpünüz yoksa, böreği kapattığınız uçtan kürdan sokup tutturmalısınız ki, kızarırken çiçek gibi açmasınlar. Kızgın yağda, kıtır kıtır kızartıyoruz sonra, bir kabak böreğinden on dilim. Sarmısaklı yoğurt yiyebilecek durumdasınız inşallah. Çok yakıştı da!

Bu iş burada bitti gibi görünse de bitmez tabii. Kimse kıyamaz kabaklardan oyulmuş içlere ve mutlaka bir de acil mücver çıkar ortaya. Bıçakla ince kıyılan kabak içlerine küçücük bir soğan ve evdeki tazelik sırasına göre sondan gelen peynirler rendelenir. Bir yumurta kırılır, karabiber çekilir, pul biber, nane ve dereotu katılır. Minicik bir fırın kabında, sızma ile harmanlanarak pişirilir. İstenirse kızgın yağa kaşıkla bırakılarak kızartılır.

Babam Nuri nar gibi kızarmış mücveri en çok buzluktan çıkmış buğulu bardaklardaki birayla severdi.

Oya Kayacan

Cevizli kabak salatası

2 orta boy sakız kabağı
1 orta boy havuç
1 çorba kaşığı un
1 demet dereotu
1 avuç ceviz içi
1 bardak yoğurt
2-3 diş sarmısak
kırmızı biber, tuz
illa ki sızma

Kabakları ve havucu rendenin iri tarafı ile rendeleyip teflon tavaya sızma ile birlikte yerleştiriyoruz. Onlar bir yanda cızzz bızzz sularını salıp çekerken, biz şef bıçağı ile kesme tahtasında sarmısakları eziyoruz. Onları yoğurda karıştırıp hemen dereotunu kıymaya başlıyoruz.

Bu sırada suyunu çekme işini bitiren kabak ve havuç karışımına 1 kaşık un karıştırıp altını kısıyoruz. Bıçakla irice kıydığımız cevizleri de tavaya atarak tavanın altını kapatıyor ve ılınmaya bırakıyoruz.

Bütün malzemeleri karıştırdıktan sonra bir kayık tabağa alıyoruz. Hepsi hepsi 15 dakikada hazır oluyor.

Yanında sıcak çıtır ekmek... Buzzzzz gibi rakı....

Her hakkı bloglararası "Kabak Tadı" projesine aittir. Bu yazıyla ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır.

OK

Çiğdem Sönmez

Kabak kalya

Bu yemeği zeytinyağlı sevenler, diyet yapanlar, bağırsaklarının iyi çalışmasını isteyenler çok seviyor...

1 kilo kabak
2 orta boy soğan
yarım kahve fincanı pirinç
1 demet kıyılmış dereotu
1 çay kaşığı şeker
sızma zeytinyağ

Soğanı zeytinyağında sarartıncaya kadar kavurup yarım demet dereotu ve şekeri ilave edin. Kabakları halka olarak kesip soğanlara katın. Damak zevkinize göre tuz, 1 fincan su ve yarım fincan pirinci ilave edin. Yemeği karıştırmadan ve çok kısık ateşte kabaklar yumuşayıncaya kadar pişirin. Servis tabağına alıp, soğuyunca kalan yarım demet dereotunu üzerine serpin.

Her hakkı bloglararası Kabak Tadı projesine aittir. Bu yazı ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır.

OK

Esin Ertas

Friday, March 23, 2007

Kıymalı patatesli kabak dolma


Top gibiydiler. Cana yakın. “İlahi, alt tarafı kabak,” demelere layık değildiler. Dördünü seçip aldım. Diğerleri arkamdan bakakaldı.

Bu topların, belki bilirsiniz, içleri pek matah değildir. Her bir çekirdeği tam da kabak çekirdeği kadardır, adı üstünde. Kızartılmaz bir kere katiyen. Dolmalık niyetine alınır genellikle, şöyle iri incir kadar olanları, ki içleri oyulup çerçekirdekten arınsınlar.

Benim beğendiklerim, eve getirdiklerim kocaman kız memesi meyveleri iriliğinde. Ne olacaklar peki bunlar? İstiareye mi yatılacak yine? İstiare hallerimde ihtisas kesbettim. Yüzerken yapıyorum bu işi. Her sabah her sabah havuzda sırt üstü bir, yarım saat de serbest... Bırakın yemek tasarlamayı, yanı sıra iki öykü, üç şiir, bir de senaryo kurgusu hazır yani.

Neyse işte, günlerden Cumartesi, mutfakta yaşayan her aletin el çalışıp da işletilmeye hak kazandığı en uzun mutfak günüm. Öyle de bir hal ki, hiiiç mi hiç düşünülmemiş gibi sanki nelerin olup biteceği. “Koy önce bir kahveni de görelim bakalım,” hesapları.

Bir kocaman tencere, içi dolu su, kaynayacak. Dört top kabak yıkanacak, iki tane iri tazemsi patates yıkanmakla kalmayıp aynı zamanda fırçalanacak; içinde su kaynayan tencerede onlar da olacak. Her mutfakta olduğumda olduğum gibi oynama havalarım, mesela bugün “hop ninnayı ninnayı, gel oynayı oynayı...,” tarafınızdan hoş karşılanacak. Kabaklar az haşlanıp çıkartılacak, patatesler biraz daha bırakılacak, iyice haşlanacaklar.
Soğan ve kıyma azıcık sızmada çevrilecek. Suyunu koyverip çekince az su ilave ederek pişmeye bırakılacak. Tuz, karabiber koyuldu tabii. Kıyma da suyunu yeniden çekti, acı biber salçası eklendi ve karıştırıldı. Bolca maydanoz doğrandı içine, altı kapandı.

Ooof amma da su çekmiş kabaklar. İkiye bölüp önce lavaboya doğru tutmalı ki aksın şu sular. Derken tahta kaşıkla çekirdeklerini almalı. Patateslerden kalın birer dilim oyulmuş kabakların diplerine, artarsa püreleştirip boşluklara doldurulmalı. Pencere önümden biberiye toplayıp karıştırmalı patateslere. Sonra da kıymalı sosu döktük işte üzerine.

Bitti gibi dursa da, bitmedi. Akşama fırına girecek daha, üzerine hayli peynir rendesi serpilmiş olacak. Ben yine peynir tercihimi parmesan olarak kullanacağım.
Bu yemek güzel kokacak, rahmetli büyükannemin her yemek sonunda dilediği gibi ferah sofralarda yenecek, afiyet olacak.
Oya Kayacan

Bulgurlu pırasalı dolmalar

Yuvarlacık kabaklar, küçükçe patlıcanlar, orta boy lezzetli Çanakkale domatesleri. Pırasalarım kalem gibi, incecik. Tek tek seçtim hepsini. Bu sabah mutfağa girip bütün sebzelerimi tezgaha yaydığımda, keyfim gıcır gıcırdı. Hele şu avuç içi kadar top kabaklara bayılıyorum. Mutfağımın neşesi oldular, çocuk gibi seviniyorum onları yemeklerime dahil ettikçe.



Benimkilerin kaşığı çıktı yine ortaya. O kenarı tırtıllı kedi maması kaşığı benim dolma aid yani dolma yardımcısı dediğim kaşığımdır. Kenarları da tırtıllı olan kedi maması kutularının yanında hediye ederlerdi bir zamanlar, mamayı tırtıl kenarlı tenekeden iyice sıyırarak çıkartabilmek için. Yuvarlak oymak için birebir bu alet, domates ve bu kabaklar gibi.


Karnım aç olduğu için önce üç domates, üç top kabak ve dört patlıcandan çıkan bütün içleri biraz sızmada pişirdim. Yumuşayınca suyunu çektirene kadar kavurur gibi karıştırdım. Karabiber, tuz ve dereotu ilavesiyle yumurtaları kırarak kapakladım üstünü, nefis bir omlet oldu. Yerken de acı biber sosu ve limon kullandım. Ya ben çok açtım, ya da bu omlet çok lezzetliydi. Başladım bir yandan memnun memnun sırıtan ağzıma omlet atıştırıp, bir yandan da dolma işini sıraya koymaya.


İncecik pırasalarım incecikten doğrandı. Bir fincan iri bulgur ve 300 gram kadar kıyma ile azıcık yoğurdum. Tuz ve karabiberden başka lezzet katmadım. Küçük domates parçacıkları ile kapakladığım dolmalarıma tereyağ parçaları ilave edip dereotu dalları ile süsledim.

Dolmada soğan yerine pırasayı da rüyamda görüyorum kaç gündür galiba. Şimdi gidip bir tadına bakalım mı?
----------
Ve de geri geldiğimde, yemek programları sunan şahsiyetlere benzettim kendimi... Her pişirdiğimi yediğimde benden çıkan sesler aynen onların çıkardıklarından.

Ihmm mıııhmmm hıııımmm...

Oya Kayacan

Thursday, March 22, 2007

Tatlı kabak, otlu peynir, bacon vesaire


Olmadık yemekler yapmak. Oldurmak. Yine başardım. “Anlattttt,” diyorum kendime, gecenin bir vaktinde...

Tatlı kabak ama küçücük, nereden çıktıysa bunlar; avuç kadarlar, çok şirinler. Süs diye alıp koydum önce iki tanesini mutfak masamın üzerine; kalaylı bir kap içinde durup durdular öylece, aman ne güzellerdi... Seyreylemem sürdü günlerce. Sonra pişirmek, yemek geldi içimden.


Otlu peynir var buzdolabında. Bızzzzt... Bayat ekmek, kara ekmek, çok tahıllı ekmek ya da hangisi varsa... Bende çok tahıllı kapkara kupkuru bir dilim var, o da buzdolabında. O da bızzzzt. Şamfıstık az ama korkudan az, bir dahaki sefere boool bol koyulacak, yakıştı çok.

Kabak kabukları soyulacak, ikiye bölünecek ve içleri oyulacak. Diri haşlamak tabiri caizse, öyle, hafifçe haşlanacak; az tuzla. Oyulmuş kabaklar az önce bızzztlanan içle doldurulacak. Orta yerine sekiz on yaprak reyhan gömülecek, parmak hareketiyle doldurduğumuz içlerin ortasına doğru iterek. Üstüne kenarlardan içine doğru iterek, kocaman bacon dilimleri çepeçevre dolandırılacak. Sızma eksik kalmasın aman, keyfinizce sızmalansın kabaklar. Karabiberi de keyfe keder...

Veryansın fırında önce üzeri folyo ile kapalı, sonra da bacon kızarana kadar açık.

Siz böyle bir lezzeti daha önce düşünmemiştiniz bile.

Oya Kayacan

Saturday, March 17, 2007

Ceviz soslu balkabak sufle


Kabak yemekleri düşünürken, çok sevdiğimiz suflenin balkabaklısı olmaz mı diye bir fikir düştü aklıma. Öyle ya, çikolatalısı, vanilyalısı, sebzelisi oluyor da balkabaklısı neden olmasın sanki?Suflesever olarak, yıllar içinde ölçülerle oynayarak elde ettiğim bir temel reçetem var. Ona kabak püresi eklemeyi düşündüm ve denemeye başladım.

Beni hiç uğraştırmadı canım kabak, hem de tahmin edilemiyecek kadar lezzetli bir tatlı oldu. Tek zorluğu her sufle gibi son anda hazırlanıyor olması, servise sıcak sıcak çıkması.

Uydurduğum bu sufleyi herkese iftiharla öneriyorum. Sufleleri sıcak soslarla ikram etmeyi sevdiğim için bir de tarçınlı ceviz sosu yaptım. Balkabaklı sufle, sufle sevenler için değişik bir çeşit olacak. Balkabağın vazgeçilmezi ceviz de, sos içinde cabası! Değişik bir sufle yemek istiyorsanız eğer, balkabaklı sufleyi deneyin, çok lezzetli oluyor.

125 ml süt
1 kaşık un (tepeleme)
1 kaşığı tereyağ (silme)
3 yumurta akı
3 yumurta sarısı
80 gr kabak püresi (tarçın ve karanfille pişirilmiş)
3 kaşık toz şeker (tepeleme)
vanilya, tarçın

Önce suflenin cevizli sosu hazırlanır. Sos için yukarıdaki malzemelere ilaveten 1 bardak süt, 1 tepeleme kaşık nişasta, 3 kaşık şeker, 1 çay bardağı ince çekilmiş ceviz, vanilya ve tarçını da malzeme listenize katmanız gerekir. Nişasta bir miktar sütle ezilir. Kalan süt kaynatılır, içine şeker ve nişastalı süt eklenir. Bir kaç dakika pişirilerek akıcı bir kıvamda ocaktan alınır. Ceviz, vanilya ve tarçın katılır. Sos sıcak olarak servise hazır bekletilir.

Suflenin yapımına yağ ve un kavrularak başlanır. Sıcak süt ekleyerek bir kaç dakika pişirilip ılınması beklenir. Ilınan unlu karışıma önce yumurta sarıları sonra kabak püresi eklenerek karıştırılır. Vanilya ve tarçın ilave edilir.

Yumurta akları bir tutam tuz ile kar yapılır. Toz şeker yavaş yavaş eklenip, hızlı devirde bir kaç dakika daha çırpılır.

Aklar, kabaklı karışıma ağır ağır, hep alttan üste doğru, söndürmemeye çalışarak ilave edilir.

İyice yağlanıp pudra şekeri ile kaplanan sufle kaplarına, üstten bir parmak boşluk kalacak şekilde boşaltılır. 180 derece ısıtılan fırında 10-12 dakika pişirilir.

Fırından çıkınca üzerlerine pudra şekeri elenir ve bekletmeden sıcak ceviz sosla servis edilir.

Bu ölçülerden 5 adet sufle ve bolca ceviz sos elde ediliyor.

Münevver'ciğim blogundaki yazıdan girişe biraz kattım, yani düpedüz çaldım. Tarifi güzel toparladı, sen ne dersin?

OK


Münevver Şen

Her hakkı bloglararası "Kabak Tadı" projesine aittir.Bu yazıyla ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır.